|
SİYASETE MÜDAHALE ETMEK ( ! )
Siyasete müdahale etmek!...
Icerdigi anlam dusunuldugunde son derece kulaga hos gelen ve mantikli bir ifade. Bundan yaklasik 2 2,5 ay kadar once birden bire bazi orgut yoneticilerimiz ve yazar cizerimiz Alevi Bektasi kamuoyuna ve cesitli internet sitelerine : artik siyasete müdahale edecegiz! diye bir aciklama yaptilar, Konu ile ilgili bazi yazilar da yazdilar.
Cok dogaldir ki, her kisi, kurum ve kurulusun kendi dunya gorusune, yasami nasil algiladigina uygun olarak bir siyasi gorusu ve durusu vardir. Ve buna uygun politikalari da hayata gecirmek icin mucadele eder. Ozellikle de demokratik kurumlar, siyasal kurumlar cesitli konulardaki politikalarini belirler ve kamuoyuna aciklarlar.
Bunu yaparken de kendi ic isleyislerine, program ve tuzuklerine uygun sekilde davranirlar. Merkezi orgutlenmelerin tumunde oldugu gibi, Alevi Bektasi orgutlenmelerinde ve siyasal yapilanmalarda da bu tur aciklamalar, genellikle orgut icersinde tartisiliktan ve prgutun fikri alindiktan sonra yapilir. Fakat bu kez ne yazik ki, boyle olmadi.
Alevi Bektasi orgutlenmesinin ülkedeki en ust cati orgutu Alevi Bektasi Birlikleri Federasyonu ABFye bagli icersinde Pir Sultan Abdal Kultur Dernegi PSAKD ( 40 subesi ) Haci Bektas Veli Kultur Tanitma Dernekleri HBVKTD ( 72 Subesi), Haci Bektas Veli Kultur Vakfi HBKAV ( 30 subesi) ve bunlarin disinda bagimsiz derneklerin de oldugu, toplam 186 kurumda; Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu AABK catisi altinda, 9 Avrupa ulkesindeki federasyonlara bagli yuzlerce kurumda tartisilmadan, orgutlerin fikri alinmadan, tepeden inme bir mantikla bu soylem dile getirildi
Işte tam da bu noktada cesitli tepkiler olusmaya basladi. Bu Alevi Bektasi Orgutlerinin, daha dogrusu merkezi orgutluluklerde ve demokratik isleyise gore yonetilen orgutlerde alisilagelen bir durum degildi. Ve cok hakli olarak orgutlerdeki insanlarimiz bu konudaki rahatsizliklarini dile getirmeye basladilar.
Siyasete müdahale etmeye devam edelim. Evet, her kisinin, kurum ve kurulusun yasami algilayis sekline uygun bir siyasi gorusu ve bu gorusu yasama gecirmek icin de bir siyasi durusu vardir. Alevi Bektasi orgutlenmesinin cati orgutunde ve ona bagli kuruluslarda da bu durus demokrasiden, insan haklarindan, emek cephesinden yana net bir durustur. Daha dogrusu oyle olmalidir.
Cunku hepimiz bilmekteyiz ki, ulkedeki demokrasi sorunu cozumlenmeden hic bir sorun tek basina cozumlenmis olamaz. Alevi Bektasilerin sorunu da, tipki barış sorunu gibi, egitim, saglik sorunu gibi, iscilerin, memurlarin, koylulerin, esnaf ve ogrencilerin, kadinlarin sorunlari gibi, etnik ve inancsal tum sorunlar gibi bir demokrasi sorunudur. Alevi orgutlenmeleri, demokrasi gucleriyle birlikte hareket edip, demokrasi sorunun cozume kavusturduklarinda, Alevi sorunun da cozumunu saglamis olurlar.
Alevilik sorununu tek basina ele almak ve cozmeye calismak, kisa vadeli ve mevzi bir cozum olacaktir. Bu cozum kalici bir cozum olamaycaktır, daha da onemlisi ulkedeki demokrasi mucadelesinden ayri olarak dusunulmesi dogru da degildir.
Ulkedeki sorunlarin cozumlenmesi noktasinda demokrasi gucleriyle birlikte hareket etmenin zorunlulugu ve dogrulugu ortada iken, bunu tespit etmisken, birden bire nereden cikti bu siyasete mudahale etmek ?
Alevi Bektasi orgutleri, ozellikle de demokratik kitle orgutu niteliginde olan yapilar, zaten bugune kadar ozel ve genel politikalari ile ulkedeki siyasete duruslariyla, mucadeleleriyle mudahale ediyorlar ve etmelidirler
Hatta sadece ulkedeki siyasete mudahale etmekle kalinmamali; cografyamizdaki tum siyasal gelismelere, emperyalist saldrganliklara, siyonist saldirilara, katliamlara ve savaslara da mudahale etmelidirler.
Alevi Bektasi Federasyonu ve bileşeneleri, ozellikle de Pir Sultan Abdal Kultur Dernekleri, tam da yukarida tarif ettigimiz sekilde kuruldugu gunden bu gune kadar, ozelde Alevi inanc ve kulturunun tanitilmasi, yasatilmasi ve gelecek kusaklara aktarilmasinda; genelde ise ulkede surdurulen demokrasi, insan haklari ve emek mucadelesinde yer almak prensip ve siyasetine uygun politikalarini surduregelmistir. Emperyalistlerin BOP geregi Ortadogu halklarını katletme katliamlarina karsi, dunyayi yeniden paylasma politikalarina karsi mucadelesini surduregelmistir. Bundan sonra da surdurecektir.
Boyle olunca siyasete mudahale etme fikri, yerini secime mudahale etme ye birakiyor. Sanirim ki, arkadaslarimiz siyasete mudahale etme ifadesini kullanirlarken, aslinda secimlere mudahale etmeyi kastediyorlardı. İste asil tehlike burada meydana cikiyor.
Alevi Bektasi Federasyonu ve bilesenleri, ozellikle de Pir Sultan Abdal Kultur Dernegi kuruldugu gunden bu yana demokrasi guclerinin ilkeli birlikteliginden yana olmus kurumlardır. Demokrasi guclerinin ilkeli birlikteligini savunmuslardır. Secimlerde bireysel hesaplamalarin pesinde gitmemistlerdir.
Siyasete mudahale etmek isteyen arkadaslarin da bu ilkeli birlikteligi baz almalari gerekmektedir. Cesitli siyasi parti baskanlarinin 29 Ekimde Adanada ABFye bagli kurumlarca duzenlenen etkinlige davet edilmesi icin Ankara'da randevular ayarlanmaya calisildigini duymaktayiz. Ustelik ve isin trajikomik ve aci yani şu ki, bu kisi ve kurumlarin icinde Demokratik Alevi Orgutlenmesinden rahatsiz olan, bu orgutlenmeye karsi dostca davranmayan, Alevi Bektasilerin Diyanet Kurumunun kaldirilmasi Cemevlerinin Alevilerin ibadet yerleri olarak kabul edilmesi, Zorunlu Din Derslerinin Kaldirilmasi, nüfus Cüzdanlarindan din bölümünün kaldirilmasi, Madimak Otelinin Muze Yapilması taleplerini duymayan, gormeyenler var. Ayrica ulkede surdurulen demokrasi mucadelesine, emek cephesine sirtini cevirip, barisin saglanmasina karşi irkçi politikalari savunanlar var.
Siyasete müdahale etmek cabasinda olan yoneticilerimizin, arkadaslarimizin meclis koridorlarinda, ofis ve burolarda, yani kapali kapilar ardinda degil, orgutlerimizin demokrasi mucadelesine bakış açılarına uygun olarak meydanlarda, eylem alanlarında olmaları gerekiyor.
Adanada yapilacak olan bu etkinlikten bahsetmisken bir iki noktada bazi tespitler yapmak gerektigine inanmaktayim. Bu Adana etkinligi uzerinde ibretle durulmasi gereken bir konudur. Adina Cumhuriyet ve Demokrasi Etkinligi denilen ve guclerimizi birlestiriyoruz slogani ile aciklanan bu etkinligin AABK ve ABF tarafindan birlikte duzenlenmis oldugu aciklanmiştir. Oysa hepimiz biliyoruz ki, gercek hicte boyle degildir. Zira ABF ;nin konuyu 21 ekimdeki Yonetim Kurulu toplantisinda gorusecektir. ABF isminin buraya bu sekilde eklenmesinin, bir oldu bitti oldugunu, ABF yonetimini zor durumda birakmak oldugunu da ayrica belirtmek isterim.
Orgutlerin hicbir kademesinde tartisilmadan "siyasete mudahele etmek" deyimini 'tepeden inme', 'emrivaki' bir sekilde orgutlerimizin, uyelerimizin onune koyan, adeta tek kisilik bir orgutlenme modeline uygun davranan birilerinin, bu 'siyasete mudahele etmek' ile neyi kastettikleri, artik ortaya cikmis bulunmaktadir.
Siyasete mudahele etmenin, aslinda 'secime mudahele etmek' olasi secimlerde, o şekilde, ya da bu sekilde bir yerlerde secilmek oldugu; bir yerlere yamanmak oldugu, bunun icin herhangi bir ilke, prensip ve cerceve bile cizilmedigi meydana cikmistir. Yani gelecekle ilgili kisisel kaygi ve tasarruflar on plana cikarilmis, orgutlerin fikrinebile danisilma geregi duyulmamis, adeta bu deyimler orgutun kucagina birakilmistir.
Tabi ki, Alevi örgütleri varolma ve kurulma nedenlerine uygun siyasi politikalar gelistirmeli, secimlerde de tavrini ortaya koymalidir. Yoneticileri de secilmelidirler. Ancak altini cizerek belirtmeliyim ki, bu politikalar ilkeli, prensipli ve demokrasi güçleriyle birlikte olmalidir...
İnsanlarin bireysel olarak siyasete atılmak istemeleri, cesitli kademelerde secilmek istemeleri son derece dogaldir. Ancak siyasal bir vizyonu, misyonu ve politikasi olan orgutlerde yoneticilik yapanlarin, orgutleri basamak gibi kullanmak istmeeleri dogal degildir. Bu tur dusuncesi olanlarin, bulunduklari gorevlerden istifa ederek siyasete atilmalari etik acisindan da son derece onemlidir.
Pir Sultan Abdal Kultur Dernegi yoneticileri, bugune kadar surdurdukleri ilkeli siyasi duruslarini bugun de surdurme kararliligindadirlar. Demokrasiden yana olmayan guclerle olan bir birlikteligi savunmalari soz konusu degildir.
Geçmişinde demokrasi guclerinin ilkeli birlikteligini savunan Pir Sultan Abdal Kultur Dernegi orgutlulugunun bugun de yarin da 'Yerel' veya 'genel' secimlerdeki tavri bellidir.
Demokrasi guclerinin birligini savunmak ve demokrasi gucleriyle birlikte hareket etmek !...
Erdal YILDIRIM
PSAKD Kultur Sanat Sekreteri
İstanbul 21.10.2006
HEPİMİZ SİMURG, HER BİRİMİZ BİRER SİMURG OLMADIKÇA
Simurg olabilmek ve Simurga varmak zordur. Zordur aşk, bencillik, inkar, yılgınlık, kıskançlık, şaşkınlık ve yokluk vadilerinden geçmek Uzun, zorlu engelleri aşarak simurga varmak çok zordur. Beklenen, istenen, gereksinim duyulan simurgun kendisi olduğunun farkına varmak daha zordur
Kaf Dağının ardındaki simurga varmak bencillikten, yılgınlıktan, tembellikten, varolan lüksünden mahrum kalmamak için, yeni lükslere ulaşma arzusundan ötürü o kadar zordur ki, kendi küllerinden yeniden dirilmek her kesin harcı değildir.
Aşklarını, saraylarını, bataklıklarını bırakıp gitmek, ayrılıklara göğüs germek; güzel yarınlara varmak için mücadele etmek ve simurga gitmek, o kadar da kolay değil
Kolay değil, inançla-bilinçle-dirençle uzun ve zorlu mücadele maratonunda yalpalamadan, yılmadan yola devam etmek. Yol arkadaşlarını, yoldaşlarını terk etmeden yola devam etmek kolay değil.. Özgür günler için, insanlık için dünya nimetlerinden vazgeçip mücadeleye devam etmek hiç kolay değil
İnsanlık tarihi bize göstermiştir ki, bu yolculuk çok uzundur ve çok zorlu bir yolculuktur. Simurga varmak için simurg olmak gerekir.
Evet, Sivas Madımak Katliamında ağır yaralanan, öldü diye morga atılan, tesadüfen katliamdan ağır yaralı olarak kurtulan; kardeşini, arkadaşlarını, dostlarını katliamda yitiren sevgili Serdar Doğan, küllerimizden yeniden doğmamızın kolay olmadığını, ama mutlaka simurg olmak zorunda olduğumuzu yazmış, SİMURG adlı tiyatro oyununda
Ankara Sanat Tiyatrosu, Ekin tiyatrosu emekçi ve sanatçıları ile Ankara Simurg Oyuncuları Halil Esen, Hasan Ballıktaş, Habip Hacımustafaoğlu, Gökçen Cavga, Ebru Erten, Erdem Ulusal, Çağlar Deniz, Musa Arslanali, Edip Tüfekçi, Hüseyin Aksuna 'nın rol aldığı, olayın gerçek ses ve görüntülerinin sinevizyon ile oyuna aktarıldığı oyunun yönetmeni Cengiz Sezgin tiyatral bir dille sahneye koydukları eser için bakın neler diyor : Biz sadece güzel söz söylemek için gelmedik ki dünyaya Her şeyden önce direnmeyi, onurlu yaşamayı, insan kalmayı da söylüyoruz, söyleyeceğiz de
Bu noktada oyunun bize verdiği bazı mesajlar var ki, tam da üsteki söylemle o kadar güzel örtüşüyor ki
Bu mesajların öne çıkan en önemlisi, devletin ve sistemin sorgulanmasıdır. Sivas Madımak Katliamının gerektiği kadar sorgulanmadığı, gerekli önlemlerin alınmadığı ve insanların bile bile ateşte bırakıldığıdır.
Tarihte Pir Sultan dergahından yetişip eğitim gören, sonra Sivasa vali olarak geri gelen ve Pirimizi asan Hızır Paşa örneği önümüzde dururken, Sivasta Pir Sultanla devleti ve sistemi barıştırmaya çalışan yöneticilere göndermeler ve eleştiriler yapılmaktadır ki, bu durum kesinlikle sorgulanmalı, soruşturulmalı ve irdelenmelidir ve yerinde bir tespittir.
Bir başka tespit ise Madımak otelinin biran önce Müzeye dönüştürülmesi ön plana çıkarılması ve bu konudaki çalışmalara hızlandırılmalısının gerektiğidir.
Sivasın merkezinde sekiz saatlik bir kuşatma ve bekleyişten sonra askerin, garnizonun, valiliğin, emniyetin ve polislerin, yani devletin gözleri ve gözetimi altında Madımakta katledilenlerin oteldeki ölüm bekleyişlerini yeniden yaşamak kolay değil.
35 aydın, yazar çizer, sanatçı ve semahçılarımızın katledildiği yerde, et lokantasında halen dumanların tüttüğünü görmek, burada et pişirilip yendiğini bilmek hiç kolay değil.
Ozanlarıyla ünlü bir kentin, Pir Sultandan sonra, yeniden ozanlarını yakan bir kent olmasını kabullenmek, algılamak, anlamak; Madımak Katliamının üzerinden 13 yıl geçmiş olmasına rağmen halen müze yapılmamış olmasını görmek, bilmek hiç kolay değil
Tüm zorlukları kolaya çevirmek için inançlı, bilinçli, dirençli ve örgütlü mücadele etmek hiç kolay değildir ve çok da zordur, ama zor olduğu kadar, aynı zamanda bir zorunluluktur.
Bir başka zorunluluk ise, Madımak katliamının bütün yönleriyle araştırılması ve her olayın açığa çıkartılmasını sağlamak için, mevcut araştırma komisyonunun ilgili herkesi ve her kurumu yeniden irdelemesi ve araştırma sonuçlarını biran önce kamuoyuna açıklamasıdır..
Evet, simurg olmak elbette hiç kolay değildir. Yaşamın ve mücadelenin kendisi zaten hiç kolay değildir. Kolay değildir güzel yarınları inşa etmek, geleceğe, çocuklarımıza bırakmak
Evet, kolay değildir aydın olmak, topluma karşı sorumluluk bilinciyle davranmak. Duyarlı olmak da bunu gerektirmektedir. Aydın olmaktan, topluma karşı sorumlu olmaktan söz etmişken, İstanbul gibi bir metropolde günlerce sürdürülen yoğun çalışmalara rağmen salonun dolmamış olmasını, aydınları, yazarları, sanatçılarımızı ve halkımızı salonda görmemeyi algılamak da çok zor.
Ve her birimiz birer simurg, hepimiz simurg olmayı göze almadıkça, özgürlükten, demokrasiden, güzel yarınlardan bahsetmek, Sivası Unutmadık, Unutturmayacağız söylemleri slogan olmaktan öteye gidemez.
Erdal YILDIRIM
PAKD Kültür Sanat Sekreteri
13.08.2006
yildirimerdal2003@yahoo.com
(*) Simurg : Kuşların hükümdarı olan Simurg-Anka, Kaf Dağında bilgi ağacı'nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş.. Kuşlar Simurg'a inanır ve onu her derdin çaresi bir kurtarıcı olarak görürlermiş. Kuşlar dünyasında bir gün her şey ters gitmeye başlamış. Simurgu umutla beklemişler. Fakat Simurg bir daha gelmemiş.
Günlerden bir gün, uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurgun kanadının parlak tüylerinden birini bulmuş. Bunun üzerine hükümdarlarının hayatta olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurgu bulmaya ve huzuruna çıkıp yardım istemeye karar vermişler.
Ancak Simurg'un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı'nın tepesindeymiş. Oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi aşmaları gerekmiş. Kuşlar, hep birlikte kanat çırpıp yükseldikçe yükselmişler, uçtukça uçmuşlar... Bu zorlu yolda bir dolu arkadaşlarını da yitirmişler.
Aralarında cayanlar olmuş. Önce bülbül geri dönmüş güle olan aşkını hatırlayıp, derken papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş, kafese kapatılma nedenini aklına bile getirmeden; kartal yükseklerdeki krallığını bırakamamış, baykuş yıkıntılarını özlemiş, balıkçıl kuşu ise bataklığını.
Yedi vadi üzerinden uçmuşlar, sayıları azaldıkça azalmış. Nihayet beş vadiden geçtikten sonra altıncı şaşkınlık vadisine arkasından da yokoluş vadisine girmişler. Nerdeyse bütün kuşlar umutlarını yitirmişler... Kaf Dağı'na vardıklarında geriye kala kala sadece otuz kuş kalmış. Simurg'un yuvasını bulunca öğrenmişler ki: Simurg-Anka : Otuz Kuş demekmiş.
Onların hepsi de Simurg'muş. Teker teker her biri de Simurg'muş
SİVİL İTAATSİZ PİR SULTANLAR ve İTAATKARLAR
Sultanbeylide 8 Nisanda Pir Sultan Abdal Kültür Derneği şubesinin Cem Evi temel atma töreninden sonra bir çok makale yazıldı ve yazılmaya da devam edilecek. Bu makale de onlardan biri. Yazılacak çünkü, o gün demokratik taleplerini haykırmak ve hayata geçirmek için sivil itaatsizlik gösterenlerle, itaatkarların belli olduğu bir gündü.. Temel atma törenine binlerce kişinin katıldığı, görsel medyadan sadece SU TVnin süreç öncesi ve sonrasında konuyla ilgili yayınlar yaptığı, yazılı ve görsel medya kuruluşlarının çoğunun Sultanbeyliyi görmemezlikten geldiğini bir çoğumuz biliyoruz. ..
Evet, tarihlerden 8 Nisan 2006, yer Sultanbeyli
Hani, şu hepinizin radyo ve televizyonlardan duyduğu, gazete ve dergilerde, bildirilerde okuduğu, kısacası çoğunuzun bildiği Pir Sultan Abdal Kültür Derneğinin Cem Evi yapmak için mücadele ettiği yer Sultanbeyli
Hani, salt yurtiçinde değil, yurtdışında da bilinen PSAKD Sultanbeyli Cemevi temel atma töreni tarihi olan 8 Nisan.
Hani, Pir Sultanların tam da Pir Sultanca bir duruş sergileyerek yıllardır cesurca mücadele ettikleri ve ülkede şeriatçıların en güçlü kalelerinden olan Sultanbeyli
Evet, şuana kadar yazdıklarımın tümünü aşağı yukarı her kes biliyor. Bu yazdıklarımda üzerinde fazlaca düşünülecek, kafa patlatılacak bir durum yok.
Dörtyüzellibin nüfuslu Sultanbeylideki binlerce ruhsatsız binanın, 144 caminin ve evlerin altında ibadet yeri görünümünde yüzlerce yerin olduğunu hepimizi biliyoruz artık. Sultanbeylide yaşayan 21 bin Alevinin ibadetini yapacağı bir tek Cem Evinin de olmadığını, insanlarımızın cenazelerini gömmek için kilometlerce ötedeki Pendik ve Sarıgaziye gitmek zorunda kaldığını da biliyoruz. Üstelik derneğin tapulu arsasının, bölgede başka yer yokmuş gibi park olarak ayrıldığını da biliyoruz.İSKİ mutlak koruma alanı içinde olduğu daha önce bilinen birçok yerin, nasıl İSKİ mutlak koruma alanı dışına çıkarıldığını da biliyoruz.
Belediyenin, hükümetin, ya da Büyükşehir belediyesinin, görsel ve yazılı burjuva basının derneklerimize, Cemevlerimize, Alevi yurttaşlarımıza bakış açılarını, onların anlayışlarını iyi biliyoruz. Yüzyıllarca inancımız asimile eden bir anlayışın temsilcileri olduklarını iyi biliyoruz.
Asıl üzerinde durulması gereken durum, son yıllarda ülkeyi şeriatçı yasalarla yönetmeye çalışan bir hükümetin işbaşında olduğu bu ülkede, bir çok alanda ve konuda mangalda kül bırakmayanların, başkalarına konuşma hakkı bile tanımayanların iş etkinlik ve eylemliliğe gelince takındığı tavır Ya da takınmadıkları tavır.. Bir tarafta sivil itaatsizliği uygulayanlar,Diğer yandan itaatkarlık gösterenler. Yani : İtaatkarlar
Gazetelere uzun uzadıya demeçler veren, hamasi nutuklar atan; radyo ve televizyon programlarında sadece ülkedeki değil, tüm dünyadaki Alevilere yol gösteren; gazete köşelerinde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi ve şubelerinin aylardır dile getirdikleri ve daha bir ay önce Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Danışma Kurulu sonuç bildirgesine de giren Sivil İtaatsizlik konusunda ahkam kesenler ne yazık ki, ortalarda yoktular.
Hele hele siyasilerin ortalarda görünmemek için özen gösterdikleri çaba yadsınamaz bir gerçekti. Ama dikkat edin ve unutmayın bu dediklerimi. İlk genel veya yerel seçimde bu siyasiler, bu güne kadar yaptıkları gibi evlerinize kadar gelecekler. Gelecekler ve eğer oylarınızı kendilerine verirseniz, sizin haklarınızı nasıl savunacaklarını(!) sizin mutluluğunuz için, özgürlükleriniz için, inancınızı özgürce yaşayabilmeniz için nasıl kahramanca mücadele edeceklerini göğüslerini gere gere anlatacaklar, nutuklar çekeceklerdir. Ama bu kez fena yanıldıklarını görecekler diye ümit ediyorum. Alevilerin ibadet yeri Cem Evi temel atma törenine gelmeyenler, oy istemeye de gelmesinler.. Alevilerin, hiç değilse bu sefer onlara hak ettikleri yanıtı verecekleri konusunda çok umutluyum.
Bugüne kadar deyim yerindeyse, mangalda kül bırakmayanlar, savrulmuş küller misali ortadan kaybolmuşlardı. Aydın ve yazarların büyük bir kısmının da ortalıkta göründüğünü söyleyemeyiz. Etnik ve inanç özgürlüğü konusunda ciltlerce kitap yazanlar, sempozyumlarda, panellerde saatlerce günlerce konuşanlar, gazete köşelerinde tüm insanlara akıl verenler, makalelerinde herkese özgürlük dersi verenler ne hikmetse o gün Sultanbeyliden uzak yerlere gitmişlerdi sanırım.
Fakat itiraf etmeliyiz ki, asıl burada bir başka konuya parmak basmalıyız. Anlam veremediğimiz, açıklayamadığımız başka şeyler de var. Günlerce, hatta aylarca duyarlı hale getirmek için uğraş verdiğimiz Alevi Örgütlerinin güçlü bir şekilde burada olmamalarını anlayamıyoruz. Gözlerimiz, gönüllerimiz ABF Danışma Kurulunda son derece güzel mesajlar veren, yurtiçindeki - yurtdışındaki üst çatı örgütlerimizin Genel Başkanlarını, üst düzey yöneticilerini aradı. ABF Genel Sekreterimizi ve Yürütme Kurulu Üyelerini aradı, ama ne yazık ki göremedi. Demokrasiden, insan haklarından yana olan dostlarımızın, sendika ve Demokratik Kitle Örgütlerinin, seçim dönemlerinde Alevi vatandaşlarımızdan oy istemeye gelecek olan siyasi partilerin duyarsızlıklarını da anlayamıyoruz. Pirimizin dediği söz, nasıl da bir kez daha anlam buluyor:
Düşmanın attığı taş değmez bana
Dostun bir tek gülü yaralar beni.
Burada ismini söyleyip incitmekten çekindiğimiz, yurtiçinde ve yurtdışındaki onlarca, yüzlerce kurumumuzun yöneticilerinin, ülkede sürdürülen demokrasi mücadelesinde ve birçok alanda yan yana olduğumuz kurumların, sadece Pir Sultan Abdal örgütlülüğü ve sadece Sultanbeylideki Aleviler için değil, tüm ülke için simge haline gelmiş bu etkinliğe gelmediklerini, temel atma töreninde güçlü bir şekilde yanımızda olmadıklarını gördük.
Bunlara karşılık kendi bireysel insiyatifleriyle Cemevi temeli atma törenimize katılan ABF Gn.Bşk.Yrd Ali Kenanoğlu, HBVTD Gn. Sek. Hüseyin Yıldırım, ABF GYK Üyeleri Ergül Şanlı ve Muhterem Aktaşa katkılarından ötürü teşekkür etmek isteriz. Ayrıca AABK Genel Sekreteri Servet Demir'e de teşekkür ederiz.
Radyo ve televizyon programlarına katılıp, Cemevi Temel atma törenine destek mesajları verenlerin, kitleleri Sultanbeyliye davet edenlerin, ne yazık ki kendileri Sultanbeyliye gelmemişlerdi. Üstelik burada gözlemlediğimiz bir tespiti de herkesle paylaşmakta fayda var. Temel atma töreninin yapıldığı gün SU TVde ABF Gn.Bşk. Yrd. Ali Kenanoğlunun konuşmasının verilmemiş olmasını hem ABFye karşı, hem de verilen mücadeleye karşı şık bir davranış olmadığını belirtmeliyim.
Evet, görülen şu ki, Pir Sultanlar ve Aleviler bundan sonra tüm demokratik taleplerini haykırmaya ve yönetenlere taleplerini kabul ettirmeye kararlılar. Alevi olmak ve inanç anlayışından kaynaklı çözüm bekleyen sorunlarının çözümü için sivil itaatsizlik mücadele tarzını kararlılıkla sürdüreceklerdir. Bunu Sultanbeylide ispat etmişlerdir.
Dostlarımıza ve canlarımıza bir şeyi daha açıklamanın son derece can alıcı ve önemli olduğunu eklemeliyim. Sultanbeylide yürütülen mücadele, PSAKD Genel Merkezi ve tüm şubelerinin örgütlü mücadelesinin bir ürünüdür. Bunu sadece ve israrla şube başkanına mal etmeye çalışmak, hem şubemize, hem şube yönetimimize, hem de genel örgütlülüğümüze karşı bir saygısızlıktır.
Sonuç olarak, hiç değilse bundan sonrası için tüm canlarımızın, tüm dost kurum ve kuruluşlarımızın bugünden itibaren ve zaman yitirmeksizin maddi ve manevi olarak Cem Evi inşaatının biran önce bitirilmesi için destek vermelerini bekliyoruz.
11.04.2006
psakd@pirsultan.net
|